Merhaba arkadaşlar, en son yazıyı yazalı 1 ay geçmiş neredeyse, sürekli aklımda birşeyler yazmak istiyorum ama gerçekten fırsat bulamıyorum, fotoğrafları bile dün ekleyebildim facebook’a.
En son yazdığımda dersler başlamamıştı ve gerçek hayatımla tanışmamıştım tabi ki.
Olan şu ki burada kimi zaman oluyor ki ders çalışmaktan deyim yerindeyse anam ağlıyor. Geçen yazıda, Japonca yerleştirme sınavı sonuca 7 seviye arasından en yüksek 6. seviye olduğumu söylemiştim. Tabi mutluluk ve gurur verici birşeydi ama bu bana yol su ve elektrik olarak geri dönüyor derslerin zorluğu anlamında. Misal geçen hafta 5 günde tam 4 tane sınav atlattım, ki sınav haftası, midterm, final vs.. değil, burada işlerin genel işleyişi böyle. Bulunduğum sınıfta insanlar ortalama 5,6 yıldır Japonca öğrenen insanlar ve benden daha sağlam oldukları kesin. İtiraf etmek gerekirse besin zincirinin alt tabakasında hayatta kalmaya çalışıyorum bu 10 kişilik sınıfta.
İnanın Türkiye’de ÖSS’ye çalıştığım zamanları anımsıyorum zaman zaman, hatta bazen daha fena, çünkü ipin ucu bi kaçtı mı toparlamak imkansız gibi olacak.
Bunun dışında hayatımdan keyif alıyor muyum? Evet net olarak keyif alıyorum derslerden bezsem de zaman zaman. Şu ana kadar burada bir çok arkadaş edindim ve okul civarı dışında gördüğüm her yeni, hayatımda ilk kez gördüğüm yerler olduğu için enteresan oluyor tabi ki haliyle.
Okulun üçüncü haftasında (Bayramın ilk gününe denk geldi) Tokyo’ya geldim, tesadüfe bakın ki bizim bayramın olduğu vakit Japonlarında üstüste 3 günlük milli bayram tadında olayları vardı. Biz de bu tatili değerlendirdik ve burada daha önce belirttiğim isveçli kankam Gerrard’la yola koyulduk ve 4 günümüz Tokyo’da geçti. Tokyo’dan kısaca bahsetmek gerekirse, kişiye göre değişir tabi ki ama kendi adıma söylemem gerekirse büyüleyici bir şehir. Sanki bu dünyadan değil de bir bilgisayar oyunundan fırlayıp çıkmış bir yer gibi. Hele geceleri bu duyguyu net olarak yaşadım. İnanılmaz karışık gibi görünen bir metro hattı olsa da(çok kapsamlı olmasından) 2. gününüzde olayı kapıp kendi işinizi rahatça kendiniz görür hale geliyorsunuz. Tabi bu muhteşem şehirin bir bedeli de var ki, gerçekten çok pahalı. Gerrard’la yola çıkarken cebimizde sadece gidiş ve dönüş biletlerimiz vardı. Gidince çaresine bakarız koca Tokyo kalacak yer mi yok dedik ve sırasıyla kaldığımız 3 mekanı sıralıyorum: 1. gece internet kafe zemini (kendine ait odada tabi), 2. gece, bir partide 2 ayrı sofada oturur vaziyette
, 3. gece çok şükür ki ucuz bir youth hostel bulduk ve bir yatakta yatabildik son gecemizde. Ama işin ilginci ortalama 3 – 5 saat uykuyla geçen 3 geceye ragmen her gün erken kalkıp hiç bir anı boş geçirmedik. Bu enerji nasıl geldi sormayın ben de bilmiyorum.
Bunların dışında dersler haricinde Japonya’da sıkıntı olan nokta kendi adıma yemekler malesef. Birçok şeyin içinde domuz olduğu için yiyemiyorum, onun dışında genel olarak yemek kültürü de bana hitap etmiyor malesef. Önyargısızca yiyorum alışmaya çalışıyorum ama beni bilenleriniz bilir, Türkiye’de yemek için yaşayan bir adamken burada zaman zaman yaşamak için yerken buluyorum kendimi.
Ama şikayetim yok, bu ihtimali göze alarak geldik ve o kadar nazar boncuğu da olsun tabi ki.
Japonlar hakkındaki daha önceki yazılardaki kanım da hala değişmedi. Çok kibar ve dürüst insanlar. İnandıkları karma felsefesindenmiş yeni öğrendim, yaptıkları bir kötülüğün aynı şekilde kendilerine geri döneceğine inanıyorlar. Hani biz de inanıyoruz çalınca başımıza fena şeyler geleceğini ama ben niye Türkiye’de bisikletimi kilitlemeden bırakamıyorum diye soruyorum kendime zaman zaman.
Kısaca keyfim hala yerinde, ama her Allah’ın günü gezip tozmuyorum tabi ki. Dersler cidden çok fena. Sabah 9 daki dersleri dahi kaçırmadan gidip can kulağıyla dinleyip, akşam da günübirlik çalışma yapsam dahi hala zorlandığımı görmek hiç hoş değil, tavsiye etmiyorum.
Ama değdiği sürece bir problem yok tabi ki.
Şimdilik bu kadar, saat an itibariyle 23.36 ve yetiştirmem gereken bir ödev var.^^ Kendinize iyi bakın, sıradaki yazıda görüşmek üzere!
Merhaba izlenimlerinizi paylaşmanız benim gibi yakında gidecek birisi için umut verici “haber kaynağı” niteliğinde ama bir sorum var bu resimleri face in neresinde paylaşıyorsunuz:D:D
yani grup falan mı var? İsmini öğrensem çok mutlu olacağım:)
Teşekkürler, başarılar…
merhabalar ayşe, yorumun için teşekkürler. fotoğraflar malesef bir grupta yayınlanmıyor, görebilmen için benimle arkadaş olman gerekiyor. h.mete aydin şeklinde yazarsan çıkacaktır, ekleyebilirsin istersen. bol şans Japonya’da şimdiden, soruların olursa da çekinmeden sorabilirsin.