Solakadam

Japonya; öncesi, yolculuk ve ilk 3 gün özeti…

Bu yazı biraz günlük tadında olacak, Japonyaya gitmeden önceki son duygular, yolculuk ve ilk 3 günün olayları ve izlenimleri şeklinde. Biraz uzun olacak, belki biraz da bireysel. İlgisi çeken buyursun:

Aslına bakarsak uçağa binene kadar hala Japonya’ya gidiyor olduğumu hissetmiyordum son ana kadar ki -bu durum aktarma için Dubai’ye giden uçakta da devam etti bu sefer, sanki uçakla Antalya’ya gidiyormuşum gibiydim- Makoto’nun düzenlediği gece harikaydı bilhassa, cidden şüphe yok ki bugüne kadarki en kral Japon arkadaşım Makoto. O gece katılan herkes -Ural, Cumhur, Mariko Sensei, Adachi Sensei, Hide- hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum tekrar, Mariko Sensei bilhassa çok duygulandırdı beni. Ertesi gün Yaşar ve Fabio’nun hazırladığı yemek ve o akşamın da hakkını yememek lazım, o gün de 1 yıl aradan sonra Alperen’i ve gitmeden teyzemi görmüş oldum ve son gecem de o şekilde epey güzel geçti. Ama dediğim gibi, son gece de olsa son gece gibi hissetmedim hiç.

Velhasıl havaalanında da Yaşar, Kayra ve Ural’ın eşliğiyle beraber her şey yolunda gitti. Dubai’ye giden uçakta Türk de çok fazla olduğu için cidden sanki Antalya’ya gidiyorum gibi bir hisse kapıldım. Burada Emirates’e ayrı bir parantez açmak istiyroum. Yemekleri ve hostesleri çok güzel :P Fiyatları da gayet uygun, denizaşırı yola çıkacak kişilere tavsiye ederim tereddütsüz. Uçakları da çok konforluydu.

Velhasıl yarım saat geciken bir kalkıştan sonra saat 24 sularında Dubai Havaalanına iniş yaptık. Epey büyük havaalanı yapmış Araplar hakkını vermek lazım. Dirhem denen BAE parası neymiş onu da görmüş oldum(havaalanındaki restoranlarda dolar geçmiyordu zira) . Sonra saat gece 3 sularında Osaka’ya kalkacak uçakta yerimi aldım ve uçağın yüzde 90 Japonlarla dolu olduğunu gördüğüm an anladım şaka maka Japonya’ya gittiğimi :) Yanımda 2 tane Japon kız oturuyordu. Japonların kültüründe biraz utangaçlık var bilenler bilir, o yüzden selamımı verip çok yüz göz olmayayım diyordum ki Japonca bilip bilmediğimi sorarak onlar muhabbete girdi. 2,3 saat kadar muhabbet ettik, çok tatlı insanlardı gerçekten. Havaalanında da sonra görüşmek üzere ayrıldık. Erika ve Yuka’ya burdan selamlarımı iletiyorum. ^^

Havaalanında hiçbir problem çıkmadı, yabancı öğrencilere güvendikleri için mi, bana mı öyle denk geldi bilmiyorum. Kontrolü yapan kadın valize baktı ve içinde ne var diye sordu. Elbise var diye yanıtladım ve valizi açtırmadı bile, gülümseyip başarılar diledi ve böylece benim salça, yuvarlamalar ve kaşar peyniri belki de güme gitmekten kurtuldu :)

Sonrasında beni karşılamaya daha önce anlaştığımız üzere Takuo geldi. Burada konuyu biraz açacak olursam, Osaka Üniversitesi’nde Türkçe bölümünde okuyan, 6 ay Türkiye’de yaşamış, Türkiye ve Türkleri çok seven Masahiro adlı bir Japon arkadaşla tanışmıştım internetten, ortak arkadaşlarımız vasıtasıyla. Yurda yerleşmemden 2 gün önce Japonya’ya iniş yaptığım için kalacak yer lazımdı ve ben de Masahiro’dan yardım istedim. Masahiro gün boyunca çalıştığı için beni en yakın arkadaşı Takou’ya havale etti ve sağolsun Takuo da sözünün eri bir Japon olarak havaalanında çıkışta direk karşımdaydı.

Havaalanında bir süre yürüdükten sonra trene geldik ve toplam 1.5 saat süren tren yolculuklarından sonra istasyondan indik ve otobüs bekledik Takuo’nun evine kadar olan. Yarım saat kadar da otobüs yolculuğundan sonra toplam 2 saatten biraz fazla zamanda Takuo’nun evine vardık. Saat 20.30 sularında varmıştık. 2 tane tıka basa dolu valiz, içinde laptop ve muhtelif eşyalar olan bir sırt çantası ve bir gitarla 2 saat gelmek epey yordu ama Takuo olmasa nasıl hallederdim bilmiyorum. Bir kez daha teşekkürü borç bilirim kendisine. Hala iftar yapmamıştım ve alışverişe gidip kızarmış tavuk , ve kızarmış karides eşliğide ilk yemeğimi yemiş oldum Japonya’da. Sonra saat 23 gibi Masahiro işten döndü ve onunla da ilk kez yüzyüze görüşmüş olduk. Çok iyi çocuklar cidden ikisi de. Sayelerinde o kadar eşyayla rezillik çekmedim. Gece 12, 1 e kadar muhabbet ettikten sonra Masahiro gitti, biz de uyuduk. İlk gecem de böylece bitmiş oldu.

Ertesi gün öğleye doğru kalktık ve napsak diye epey bir kararsız kaldıktan sonra Takuo Kyoto’ya gidelim dedi. Ben de gidelim anasını satiim dedim.(Japonca tabi) Takuo’nun süper bir motosikleti var, 1 buçuk saat yolculuktan sonra Kyoto’ya vardık. Valla şunu öğrendim ki en nefis motor bile olsa bi süre sonra kıçının ağrısından gözün görmüyor. Ne kadar zevkli bişey de olsa motor arabanın gözünü seveyim. Ama çok iyiydi bir yandan da, Japonyadaki ilk günlerimde motorla geziyordum. Pek kısmet olacak birşey değil. Kyoto’da büyük bir park var, ama kapanışına yakın varmışız, çok bişey anlamadık. Japon da olsa Takuo da pek bilmiyo kendi yaşadığı çevrenin haricini. Çoğu capon öyle gerçi. Neyse, sonra Kyoto şehir merkezini gezdik. Etrafta dolaşan çipil çipil Japonları, dükkanların hepsinde yazan cevval kanjileri gördükten sonra artık gerçekten Japonya’da olduğuma kanaat getirdim. Japonya’ya gelişimin ikinci gününde Osaka’dan önce Kyoto’yu gezmiş olmam da garip bir durumdu tabi. Neyse sonra geri döndük eve. Akşam Mizuki adlı Türkçe bölümünden Takuo ve Masahiro’nun arkadaşı olan kız geldi. O da çok iyi biri, şeker bi kız. Bana hediye olarak capon çerezi getirmiş saolsun. Ben de nazar boncuğuyla karizmayı koydum tabi karşılığında, aklını aldım. 1 saat kadar durdu ve ertesi gün işi olduğu için erken yatmak üzere evine döndü. Sonra Masahiro geldi, bir de Takuo’yla Masahiro’nun başka bi arkadaşı. Bunlara tavla öğrettim. Sonra ikisi oynadılar. Acıktık, zeytinyağları varmış dedim bende de tarhana çorbası var. Yaptım yedik. Çok beğendiler. Sonra da film izleyelim dedik. Türk filmi olsun dediler. Ben de altyazısını bulup ”Her Şey Çok Güzel Olacak”ı izlettim. Onu da çok beğendiler. İyice akıllarını aldım kısaca . 2. gece de böyle geçti.

3.gün en zor gündü aslında. Takuo’nun evinden yurda eşyaları taşıma zamanı gelmişti. O gün Masahiro da çalışmadığı için sabah 11 de eşyaları taksiye yükledik ve yurda gittik. (taksiyle 1 saat sürdü) Sonrasında da Osaka şehir merkezine yakın Umeda’ya geldik ve baya büyük(Japonyadaki en büyüklerden biriymiş) bir elektronik mağazasına girdik ve fotoğraf makineme kavuştum(yakında aktarılacaktır ilk fotoğraflar). Akşam da Masahiro’nun Türkçe hocası Kamil Hoca’nın düzenlediği ”Biz bize” adlı Türk gecesine katıldık ve 3 gün aradan sonra Türk yemeği yeme ve oradaki Türklerle tanışma fırsatım oldu. 8-10 milon insan içinde 108 tane Türk varmış toplamda, epey şaşırdım açıkcası. Ama güzel bir akşamdı. Sonrasında da bir Japon ritüeli olan karaokeye gittik sonra sabaha karşı Takuo’ya döndük. Caponya’da ilk kez sabahlamış oldum böylece, güneşin en erken doğduğu memlekette.

4.gün(Bugün-Pazar): Takuo’da son kez kaldıktan sonra sağolsun motorla beni yurduma kadar getirdi. Burdan kendisine tekrar teşekkür etmek istiyorum. :D Cidden çok kral çocuk, bu kadar çok iyilik yapan ve yaptığının iyilik olduğunu hissettirmemeye çalışan az insan vardır. Masahiro da öyle. 3 gün sayelerinde rahat geçti, her konuda yardımcı oldular ve çok iyi zaman geçirdik. Bundan sonra da geçireceğiz tabi ki. Bu arada tabi sabaha karşı 6 da yattığımız için saat 3 gibi kalkabildik anca. Yurda geldim, alışverişe çıktım yemek yedim vs..derken gece geldi. Yurt ile ilgili kısaca ilgi verecek olursam, Kansai Gaidai Universitesi’nin yabancı öğrencilere tahsis ettiği 4 yurttan birisi. Okulda toplam 320 civarı yabancı öğrenci var ve yarısı Amerikalı. Burslu öğrenci az, burası da özel üniversite, Amerikalılar da zengin, uyanık caponlarım yoluyolar Amerikalıları. Güzel bişey. İlk izlenimim çok artist tipler. Amerikadaki Amerikalılar böyle değildi sanki. Tabi daha çok tanışmadım şimdiden günahlarını da almayayım ama ilk izlenim böyle kısaca. Oda arkadaşım bir Japon olacak. Biraz kırık bi tipe benziyo da du bakalım. Bunların dışında yurt cidden çok güzel ve çok lüks. Herşey inanılmaz düzenli, şu ana kadar gördüğüm Japonya’da da, yurtta da. Yurdun mutfağında bile her odanın kullandığı lavabo bile ayrı ayrı. Çok bir sorun olmayacak gibi. Tek sorun şu: konuşmak ve diyalog için Japoncam yeterli olsa da kanji yetersizliği bir süre belimi bükecek gibi. Ama genel olarak önceden bildiğim üzere Japonlar gerçekten çok kibar insanlar, ama sıcakkanlı olup olmamaları tamamen kişisel. Olanları da var olmayanları da. İyisine denk gelirsen çok iyi. Onun dışında herkes kendi işinde gücünde, kimse kimseyi pek iplemiyor. Merak edenler için geliyor, kızların yüzde yetmiş kadarı yaramaz. Hadi acımasız olmayayım o kadar, yüzde 60 diyelim :P Kalanın yüzde 20 si idare eder, yüzde 20 si de epey güzel diyebilirim. Ama çok şık giyiniyorlar genel olarak ve kendilerine iyi bakıyorlar. Ha bir de güzel olanları gerçekten çok güzel.

Şimdilik böyle. Caponyadan bildirdik efendim.

Mete Aydın, yerel saatle 24.40, Hirakata City, Osaka -JAPONYA ^^


Japonya; öncesi, yolculuk ve ilk 3 gün özeti… İÇİN YAPILAN YORUMLAR

5 yorum for “Japonya; öncesi, yolculuk ve ilk 3 gün özeti…”

  1. e ya bu japonlar kafaları kuma gömük mü? yaşıyorlar türkiye bilinmiyecek bir ülkesi !

    Gönderen hümeyra | Kasım 15, 2009, 06:07
  2. yok hepsi öyle değil canım, bir tanesi fazlaca istisna çıktı. ama ortalama olarak türkiye hakkında çok bilgileri yok desek yanlış olmaz.

    Gönderen solakadam | Kasım 15, 2009, 23:53
  3. Mete yaa bayıldım tek kelimeyle blog’una.. Anlatma tarzından tut, tecrübelerine kadar mükemmeldi, o kadar cok istiyorum ki suanda Japonya’ya gitmeyi… :)

    Gönderen özgüü | Şubat 9, 2010, 02:59
  4. çok teşekkürler özgücüm, beğenmene çok sevindim. az sabret, şu an benden daha şanslı konumdasın, benim 6 ayım kaldı, senin ise yaşanmamış koca 1 yılın kısmetse ;)

    Gönderen solakadam | Şubat 9, 2010, 04:50
  5. cok sey ogrendim

    Gönderen online | Nisan 7, 2010, 02:35

Yorum Yaz!

Künye

Japonya; öncesi, yolculuk ve ilk 3 gün özeti…
Ağustos 30, 2009
5 Yorum, Yorum Yaz!

Etiket Bulutu

Japonika Logo
Türk Japon Gönüllüleri Logo
トルコ