Solakadam

Japonya ile alakasız bu sefer, okumak isterseniz buyrun

Bu sefer Japonya’yı anlatmayacağım, tamamen Türkiye ile alakalı bir şeyler…

Uzun bir yazı, biraz içimden gelenleri kusayım dedim. YETER…


Gerçekten uzun süre sonra bir yazı yazmaya karar verdim, keşke konusu güzel bir şey olsaydı. Ama şu an düşününce aklıma gelen ilk kelime ‘’YETER’’ olduğu için, konu da çok güzel bir konu olmayacak. Düşündüklerimin çok az bir kısmını anlatabileceğim belki, kafamda dönenleri nasıl toparlayacağımdan da çok emin değilim aslında ama bir yerden başlamak lazım.

Bugün tarih 31 Mayıs 2012. İroniye bakın hayata en pembe gözlükle baktığım gündü 31 Mayıs 2002, tam olarak 10 yıl geçmiş. Kaderin cilvesi mi artık bilmiyorum, bugün ise karamsarlığın en dibine vurduğum gün, ülkem için. Kişisel olarak kırılma noktasıdır benim için şu son günler, ülkemizin geleceği anlamında.

Bir anektot var, biliyorsunuzdur belki; kurbağayı kaynar suya atarsanız dışarı zıplar; fakat soğuk suya konulup yavaşça ısıtırsanız neler olduğunu fark edemeyip yavaşça kaynayarak ölür. Bilimsel olarak doğrudur yanlıştır bilemem ama son 10 yılda yaşadığımız süreci özetlemek için güzel bir benzetme.

Yavaş yavaş geldiler, ara ara dozajı arttırdılar tepkiyi ölçtüler. Baktılar ses seda yok, çıkan ses sedayı da kılıfına uydurup suçlu durumuna düşürebiliyorlar; o zaman yol haritası belli oldu işte: Durmak yok, yola devam. Demişti zaten padişahımız henüz şehzade iken ‘’Demokrasi bizim için bir trendir, istediğimiz durağa geldiğimiz zaman ineriz.’’ Durak epey yaklaştı, ufaktan çıkış kapısına yöneliyorlar.

Hafif hafif arttırdılar ateşin dozajını, tehlikeyi fark edenleri susturdular. Ama öyle pat diye değil, yavaş yavaş. Bir yandan uyuyanların mamasını suyunu da eksik etmediler. Halkın kendisinden çıkan vergiyle yaptıkları birkaç hizmeti bir lütufmuş gibi sunmayı iyi becerdiler. Biraz kuyrukları mı sıkıştı, din dediler, biz Müslümanız dediler, onlar din düşmanı. Vatandaş da güzel uyudu, her şey de istedikleri gibi yürüdü. Medya desteğini zaten belirtmeye gerek yok, onların da yemi suyu eksik edilmiyordu nihayetinde.
Ama şu son günler gerçekten apayrı. Çok daha kötü bir gündemin(henüz bilmediğimiz büyük ihtimalle) üstünü kapatmak için açtıkları bir gündem belki ama takke düştü kel göründü derler ya, ayın ondördü gibi parlıyor o kel şu anda. Gelin, imam cemaat atasözünün de pratiğini gördüğümüz şu son 3 gündeki beyanatları topluca hatırlayalım:
Her kürtaj bir Uludere’dir. (Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı-10 yıldır-)

Facebook’tan özel mesajla, başbakanın beyanatını eleştiren bir vatandaşa yönelik: Sen çok mu kürtaj yaptırdın? (Melih Gökçek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı-yaklaşık20 yıldır-)

Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar. (Recep Akdağ, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı)

Tecavüzcü kürtaj yaptıran kurbandan masumdur. (Ayhan Sefer Üstün, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı-AKP Sakarya Milletvekili)

Kürtaj yaptıracağına tecavüzcüsünü öldürsün. ( Hükümet yanlısı aile hekimi Dr. Seda Sezer)

Kadının insan olduğu, hakkı, hukuku, empatiyi vs. her şeyi geçtim de, kendini Müslüman olarak tanımlayan, bana kalırsa kendi dinlerinden haberi olmayan (pek umurlarında olduğunu da düşünmüyorum) bu kişilere küçük hatırlatmalar yapmakta fayda var. Gerçi bilmedikleri şeyler olduğu için hatırlatma demek yanlış olur, insan önceden bildiği şeyi hatırlar. O yüzden öğretmek diyelim. Bu dünya üzerinde aklı selim hiçbir insan kürtajı bir doğum kontrol yöntemi olarak görmez, çok hoş bir durum olduğunu da düşünmez. Gerçi bunu anlamak için empati yapmak lazım ama unutmuşum kendilerinde pek yoktu o erdem.

O yüzden olaya İslami açıdan bakalım, onlara asıl öğretmek gereken kısmına. Din, Allah kelimesini ağızlarından düşürmeksizin bu kadar ahlaksızlığı yapıyorlar ama en azından ne olduğunu bilmeleri iyi olur sanırım.

Öncelikle bir Müslüman’ın temel dayanağı olması gereken Kuran-ı Kerim’de bu hususta doğrudan bir ayet olmadığını belirtelim.

Kuran-ı Kerim dışındaki kaynaklara bakalım:

(İnsan, anne karnında nutfe [sperma] olarak 40, aleka [embriyo] olarak 40, et parçası olarak da 40 gün kalır. Bundan sonra ruh verilir) mealindeki hadis-i şerifini de esas alan âlimler, bir özürden dolayı, 1 aydan 4 aya kadar kürtaja izin vermişlerdir. (Redd-ül Muhtar)

Başka sebep olmasa da, İslam terbiyesi ile yetiştirememek korkusu özür olur. Yani İslam terbiyesi verememek niyetiyle dört aydan önce çocuk aldırmak caiz olur. (S. Ebediyye)
Sayın Padişahım ve Dalkavukları:
Siz kim oluyorsunuz da(sadece dini ölçü olarak kabul edersek) tecavüzle hamile kalan bir kadının o çocuğu doğurması gerektiği gibi haddinizi çok aşan, çok inandığınızı söylediğiniz dinimizde bile yazmayan bir konu hakkında hüküm verip Allah’a şirk koşuyorsunuz?

Diyelim ki İslami koşullarla yetiştirip yetiştirmeme gibi bir durum söz konusu değil, ama sadece çocuğunu doğurmak için uygun koşullar olmadığını düşünen kadın doğurmadı diyelim. Kürtaj denen şey evet gerçekten sevimli bir şey değil ama; cinayet, hatta katliam ne demek? Siz kim oluyorsunuz da bu cüreti kendinizde görüyorsunuz? Yapılan günah ise zaten sahibinindir, siz kim oluyorsunuz da ‘’Senin dinin sana, benim dinim banadır’’ diyen bir peygamberin getirdiği dinin mensubu olarak kendinizi her şeyden üstün görüp akla hayale sığmaz beyanatlar, hükümler verebiliyorsunuz?

Ben de soru soruyorum gerçi, her şey planlı zaten, meselenin din imanla da alakası yok. Öyle olsa bu kadar kul hakkı yemeye, dini sömürmeye kalpleri elvermezdi. Gördüğümüz her şey planlı, sadece üstüne düşeni yapıyor sayın kuklalarımız; tek ama tek mesele MENFAAT.

Tamam kendileri üstlerine düşeni yapıyorlar da, memleketimizin çoğunluğu maalesef o kısık ateşte pişen kurbağanın beyin uyuşma konumunda olduğu için bir sıçrama yapamıyoruz, yapamayacağız da galiba bu gidişle. İşin işten geçtiği gün sanırım bugün.

Yanılmayı o kadar çok istiyorum ki.
Öte yandan başta da dediğim gibi, demek istediklerimin o kadar azını anlatabildim ki.

Ek: Son 24 saatte Türkiye
- Polise astımlı olduğunu söylemesine rağmen biber gazı yiyerek ölen gencin hastane önünde eylem yapan ailesine de biber gazı sıkıldı.
- Sağlık Bakanı “Tecavüze uğrayan kadının bebeğine devlet bakar” dedi.
- Kürtajı yasaklayacak kanunun Haziran’da meclise sunulacağı açıklandı.
- Havayolu çalışanlarına grev yasağı getiren yasa Meclis’ten geçti.
- 150 THY çalışanı grev yaptığı için işten çıkarıldı.
- Emniyet güçlerinin copları demire çevrildi.
- 16 yıllık Yeni Şafak yazarı Ali Akel, hükümetin Uludere’deki tutumunu eleştirdiği için gazetesinden kovuldu.
- RTÜK üyelerinden gelen ‘tavsiye’ kararının ardından, 1 Kadın, 1 Erkek dizisindeki çiftin yeni bölümde evlendirilmesine karar verildi.
- Tütün ve alkole %15 zam geldi
- 3. köprü ihalesi yapıldı
- Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda sağladığı internet hizmetinde Google’a girilemediği ortaya çıktı.
- 3. yargı paketinin 11 maddesi komisyondan geçti ve avukatların dosyalara erişimine daha da kısıtlama getirildi
- Eskişehir’de kürtaj ve sezaryen tartışmalarını protesto etmek için AK Parti İl Başkanlığı’na yürümek isteyen grupla polis arasında çıkan arbedede 7’si kadın 8 kişi gözaltına alındı.
-TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün ‘Tecavüz edilen kadın da doğurmalı. Bosna’da pek çok kadın doğurdu. Özürlü olacak diye bebeği öldürmek de cinayettir’ dedi.
- Tarafsız Bölge programına katılan Aile Hekimi Seda Sezer tecavüze uğrayan kişinin kürtaj yaptırmasını değil de tecavüzcüsünü öldürmesi gerektiğini söyledi.


Japonya ile alakasız bu sefer, okumak isterseniz buyrun İÇİN YAPILAN YORUMLAR

10 yorum for “Japonya ile alakasız bu sefer, okumak isterseniz buyrun”

  1. Ben artik yazmayacaksiniz sanmistim.Bayagi bir zaman gecmisti son yazidan sonra .

    Hatirlarmisiniz

    Gecen yil bundan önceki yaziniz altina sunu sormustum..
    ..Gerek modern alt yapi ve ulasim sistemi ,gerekse dogasi ve dogaya gösterilen saygi ve bunun japonlara br cenet gibi geri dönmesi,o su temizligindeki denizleri,modern tüneller,insan kalitesinin yüksekligi ki bu gerek egitim gerekse davranis baglaminda ve ayrica yasanmayan zihin bulaniklari,kargasanin yok denecek kadar az oldugu bir ülke.Iste böyle bir ülkedesiniz ve bunun sonuna kadar farkinda oldugunuzdan eminim.Türkiye ise bu yukaridaki ölcütlerin malesef henüz cok uzaklarinda.?Türkiyeye geri dönmeyi düsünürmüsünüz?….

    Ben bunu bilincli sormustum size,aslinda sunu demek istemisdim, almanyda 10 yil yasiyan ve 4 defa da japonyaya gelmis birisi olarak ben size diyorumki ,japonyada siniz kiymetini bilin .

    Gönderen ercan | Haziran 7, 2012, 21:48
  2. birde demisinki

    “Tamam kendileri üstlerine düşeni yapıyorlar da, memleketimizin çoğunluğu maalesef o kısık ateşte pişen kurbağanın beyin uyuşma konumunda olduğu içi”

    burda yaniliyorsun,memlektin cogu zaten demokrat olmayan ,türk -islam-osmanli-süni görüslü insanlar oldugundan ,durumdan menmun.

    Tolumun cogunlugu demokrat kültüre sahip olsaydi,bu parti 10 yil hükümette kalmazdi.

    Bence japonya nin tadini cikar,o cennet güzeligi ve modernligi türkiyede bulamasin..

    ama benimde senin gibi bir sorunum var,bende annem ve babama cok düskünüm,,bu nedenle türkiyeden bagimi koparip atamiyorum….

    Gönderen ercan | Haziran 7, 2012, 22:02
  3. Ben ne kadar muhafazakar olursa olsun Türk insanının ulaşılmaya çalışılan noktadan haberi olmadığını, ya da hafife aldığını düşünüyorum; öyle inanmak istiyorum ya da.
    Onun dışında, Japonya’yı ne kadar seversem seveyim Türkiye’ye bağlayan, Türkiye’de de sevdiğim, vazgeçemeyeceğim çok şey var. Dediğiniz gibi ailem en başta geliyor. O bile olmasa memleketim sonuçta, niye koparıp atmak isteyeyim, ya da buna mecbur bırakılayım… Sindiremediğim şey bu aslında. Hepimizin olan memleketimizi babalarının çiftliği gibi yönetip insanları ülkesine küstürüyorlar malesef…

    Gönderen solakadam | Haziran 11, 2012, 14:52
  4. Geçen seneki yorumunuzu hatırlıyorum ama o noktada bir dediğinize katılmıyorum: Japonya’da insanlarda yaşanmayan zihin bulanıklığı konusu. Burada da inanın fazlasıyla var o zihin bulanıklığı dediğiniz şey. Türkiye’dekinden farklı konularda olsa da burada da zihni bulandıran pek çok şey var emin olun.

    Gönderen solakadam | Haziran 11, 2012, 14:55
  5. “Türkiye’ye bağlayan, Türkiye’de de sevdiğim, vazgeçemeyeceğim çok şey var”

    Müsade ederseniz sorabilirmiyim,nedir bu Türkiye’de sevdiğiniz, ve vazgeçemeyeceğiniz çok şeyler nelerdir?Nedir sizi bu kadar baglayan nedenler?

    Amacim sizin özel yasaminizi acmak degil ,ama benim Türkiye de farketmedigim kacirdigim cok seymi var gercekten bunlari bilmek adina soruyorum.

    Gönderen er | Haziran 13, 2012, 03:36
  6. Daha önce de yazdığım gibi ailem, dostlarım, sevdiğim insanlar her şeyden önce. Ondan başka büyüdüğüm, beni ben yapan yerler; Antalya, Aydın, İstanbul…
    Kendi anadilinde konuşmanın rahatlığı ve özgürlüğü. -Herkesi kastetmiyorum tabi ki- Güzel insanların samimiyeti(burada insana saygı had safhada olsa da sevgi ve samimiyet kısmı-en azından ifade ediş biçimleri- çok farklı.

    Gezip gördüğüm hiçbir yerde eşi benzeri olmadığını düşündüğüm lezzetli yemeklerimiz vs vs…Daha çok şey sayabilirim ama şimdilik bu kadarı yeter sanırım.

    Sonuçta ben ülkemi çok seviyorum, yönetenleri ve bir takım cahil cühela insan takımını sevmiyor olmam ülkemi sevmemi engelleyemez. Sapla samanı karıştırmamak lazım.

    Bence asıl sizin sevecek ya da vazgeçemeyecek şeyler bulamıyor olmanız üzücü. Ama eminim vardır da şu anki karışık ve tatsız olaylardan dolayı farketmekte zorluk çekiyorsunuzdur diye tahmin ediyorum.

    Gönderen solakadam | Haziran 18, 2012, 13:25
  7. Düzeltme,,önceki yaziyi gönderirken ,er olarak yamisim..

    Bir konuda samimi olmak isterim,Ben 10 yil önce Almanya ya gelmemis ve Daha sonralarinda Japonyayi da görmemis olsaydim ve diyelimki türkiyede isim(gelir) olsaydi büyük bir ihtimal türkiyeden ayrilmazdim nedeni risk almaktan cekinirdim.

    Ama hayat iste bundan 10 yil önce Almanyaya gelmek durumu hasil odlu ve dolayisi ile artik yeni dengeler benim icin olustu.

    Ben Alman vatandasligine gectim.Gecenlerde düsündüm Almanya bir sekilde bir kararla beni Türkiyeye gönderdi diyelim,inanin kendimi gercektn kötü hissetim öncelikle bunu belirteyim.

    Katilirmisiniz bana bilmem ama Türkiye bana coktandir bir büyük bir gecekondu mahalesi hisiyativeriyor,gece kondu mahallelerini bilrisiniz,iste türkiye benim icin büytünüyle bu gecekondu mahellerinin yerel ve sosyal yapisinin aynisi hisiyatini verdigi icin kendimi rahat hisetmiyorum.Özelikle Japonyanin bana göre o müthis cevre düzenlemleri düsününce.

    “Bence asıl sizin sevecek ya da vazgeçemeyecek şeyler bulamıyor olmanız üzücü”

    Bende tabiki annnemi -babami-abimi ve cok degerli bazi akraba ve
    arkadaslarimi cok ama cok seviyorum.
    Ama bu neden sadece Türkiyede yasamak icin yeterli olmalimi?

    Ben artik avrupa ve dünyaya her an acik olarak yasamayi sürdürmek istiyorum.Ben avrupada oldugum sürece bunu yapabilecek gücte hisediyorum kendimi .Hem madi hemde yasal ,yani gercek anlamda seyhat özgürlügünü ne sahipim.Türkiyede iyi bir is sahibi iseniz ancak hem madi hem yasal sorun olmadan yurt disi seyhatleri yapabilirsiniz,vize sorunuyla karsilasilmasi her zaman mümkün.

    Yani olay sadece AKP olayi degil benim icin,cok dah farkli cok daha köklü sorunlar var,nitekim bundan 10 yil öncesinde baska partiler vardi ve türkiyenin gecekondu mahelesi yasam bicimi ve diger özgürlükler sorunu yine vardi,simdi yine var ve ilerde yine olacak.Toplum da bunu degistirecek anlayis olmadi ve olmuyor .

    Bilemiyorum muhakak benim yurtdisinda yasiyor olmam, artik bu sekilde düsünmemde ve bu sekilde bakmama ,görmeme etken unsurdur .

    Nekadar
    1-sevdigim insanlar bile türkiyede var olsada(bu nednel her yil izne giderim aslinda ve telefon görüsmeleri)
    2-yemeklerini özlesemde(gerci almanyada hadinden fazle türk restorant var)
    3-ne kadar ana dilin verdigi kolaylik ve zevkten mahrum kalinsada(gerci almanyada türk cok,türk uydu kanalrida)

    sonucta insani insan yapan özgürlükler cok önemli
    1-sosyal devletin güvencesi
    a-her türlü devletin ücretsiz saglik hizmeti
    b-calislamama durumunda devletin normal yasami sagliyacak madi imkanlari sunmasi
    2-Gercek anlamda seyhat özgürlügü
    Hem madi imkan hem vize vesaira sorunlari yasamadan seyhat imkani
    3-Devlet kurumlarin kiyasen daha disiplinli calismasi ve sonuclara kiyasen daha sürat ile varmasi
    4-Hukuk devletinin kiyasen daha iyi islemesi .
    5-altyapi
    yol ,cevre düzenlemis,parklar,vb.
    6-ulasim.
    metro,u bahn,s bahn,rayli sistemler,otoyollarin kalitesi ,bakimi,trafik kurallarini uyum.

    Türkiyede ailem izmirde kalir.Izmire gidince yazliga gecerim,güzeldir ,ama hayat ve imkanlar sedece yazlik bölgesinden ibaret degildir.

    Uzun bir yazi oldu ,ama benim neden yasamak icin Almanya ve Japonya tercihimi anlatmak icindi.

    Yalniz bir nokta var benim icin avrupada her seye ragmen oda malesef iyi bir is imkani olusmamasi,türkiyedeki üniversite diplomam ile burda is alamam ve diger isleri yapmam malesef beni madi olarak daha güzel seyleri yasamaktan alikoyuyor,buda burda yasadigim en büyük handikap.
    _____________________

    Gönderen ercan | Haziran 21, 2012, 06:02
  8. japonyada bulunmaktan artik menmun degilmisiniz?

    Gönderen ercan | Haziran 30, 2012, 10:01
  9. Solakadam,neden paylasmaya son verdin.

    Degmez mi diyorsun?

    Bence haklisin

    Gönderen ercan | Aralık 21, 2012, 16:40
  10. 2 yil gemis 3 . yila girmisiz.

    Solakadam halen Japonyada misin?

    Gönderen ercan | Nisan 23, 2015, 11:52

Yorum Yaz!

Künye

Japonya ile alakasız bu sefer, okumak isterseniz buyrun
Mayıs 31, 2012
10 Yorum, Yorum Yaz!

Etiket Bulutu

Japonika Logo
Türk Japon Gönüllüleri Logo
トルコ